10 Mart 2017 Cuma

Kalbi istese de istemese de kırık


Ryan Adams dinler misin? 
“Everything I do (I Do It for You)” Bryan Adams mı? Hani “Summer of '69” falan, kim bilmez o şarkıları! 
Hayır, hayır R ile, Ryan Adams. Başında 'B' yok. 

Başından bu ya da buna benzer bir diyalog geçen müziksever sayısı hiç de az değil. Ryan Adams adı müzik dünyasının gündemine geldiğinden bu yana adeta klasik bir diyalog, standarda bağlamış bir çağrışım. Aralarında tek bir akrabalık olmamasına rağmen global ölçekte bir Bryan – Ryan benzerliğinden muzdarip olma hali. Ve tahmin edeceğiniz üzere bu isim andırışının cefasını çeken de 80'lere ve akabinde 90'lara hit'ler armağan eden kanadalı rock abisi Bryan Adams değil. Bizim Ryan. Bu satırlar Ryan hakkında olduğuna göre 'bizim Ryan' demekte de bir sakınca yoktur herhalde. Neyse efendim, bizim'in sizin'in lafı olmaz, devam edelim.


Ryan Adams'ın konserlerinde mutlak suretle seyircilerden birinin Bryan Adams hit'i “Summer of '69” istemesi, bu isteği de gayet yüksek sesle hiç durmadan yinelemesi bir vakit epey can sıkar hale gelmişti. Öyle ki bir gün, konserinde yine sürekli o malum şarkıyı canhıraş isteyen bir seyirciyi, konseri kesip eğer o istek sahibi bilet parası iade edilip dışarı atılmazsa konsere devam etmeyeceğini söylerek patlamıştı. İşin bir diğer 'trajik' tarafıysa, her ikisinin de 5 Kasım doğumlu olması. Yıllar içinde bu komiklik,gerçekten tarafların birbirine yaptığı komikliklerle hoş anekdotlara dönüştü. Sosyal medyadan 'doğum günün kutlu olsun Bryan', 'senin de Ryan' nüktedanlıkları mı dersiniz, 2015'te nihayet Ryan Adams'ın bir konserinde “Summer of '69” cover'laması mı dersiniz... Nihayetinde barışmak güzel şey.


Alternatif country ve ötesi

Ryan Adams 5 Kasım 1974'te (Bryan Adams'tan tam 15 yıl sonra) ABD'nin sayısız Jacksonville'lerinin Kuzey Carolina sınırları dahili olanında doğdu. Anne ve babasının boşanmasıyla çalkantılarla erken yaşta tanıştığı bir çocukluk geçirdi. Müzik ve yazmaksa hep ilgi alanı oldu. Ne kadar farklı türlerde müzikler dinleyerek büyüdüğü kariyeri boyunca yaptığı ters köşe kayıtlarla her daim gösterirken, yazarlığa ilgisini de iki kitabıyla gösterdi. Gösterdi fakat şarkı yazarlığı yanında fazlasıyla sönük kaldı. Lise çağlarında kurulan dağılan gruplar safhasını da geçtikten sonra, Ryan adını müzik dünyasına duyurduğu alternatif country grubu Whiskeytown kurdu.


90'ların alternatif seslere fazlasıyla aç, ve de açık müzik ortamında neredeyse her türün alternatif sesler peşinde koşan genç isimleri güzel fırsatlar yakalayıp ilgi gördü. Country'nin o klasik, kovboy şapkalı ezberinin ve pop'laştırılarak sulandırılmış halinden sıkılanları da alternatif country (alt-country) ihya etti. Whiskeytown da bu ihyanın güzel parçalarından biri olarak hem ülke genelinde, hem de büyük plak şirketleri gözünde aranan bir ekibe dönüştü. Üçüncü albümleri “Pneumonia” gördükleri ilginin karşılığı alacakları büyük çıkış albümü olacaktı... Ama olmadı. Plak şirketleri arası ihtilaf grubun kuyusunu, zaten çoktan şarkı yazarı olarak adını duyuran Ryan'ın da solo kariyere çıkış bileti oldu.

Keramet solo kariyerde

2000'ler Ryan Adams'ın country, folk, rock harmanını, bir Bob Dylan, bir Johnny Cash olmasa da kendi özgün karakterini oturttuğu yıllar oldu. Hafif rock'n'roll hayata meyilli nev-i şahsına münhasırlığının da etkisiyle, sorunlarını 'müzisyen duruşu'na güzelce aktarabildiği ve dinleyeni de ortak ettiği şarkılarla peş peşe albümler kaydetti. “Gold” adlı ikinci solo albümüyle çıtayı yükseltip sonra inişler ve çıkışlarla geçirdi son 17 yılı. Cümbür cemaat dinleyip eşlik edilecek şarkılar da, yerinize mıhlayıp soluğunuzu kesecek derecede hüzünlendiren şarkılar da yazmayaı becerdi. Kalbi mevzularda iç titretmeyi başaran şarkı sözleri, karışık kaset ve CD'lerin, sinema ve televizyonun, ve her kim hislerini bir şarkıyla ifade etmek isterse onun derdine derman oldu.



Şubat'ın 17'sinde çıkan “Prisoner”la (mahkum), yani eşi Mandy Moore'la boşanma sürecinin de izlerini sürebileceğimiz, hem kişisel, hem hepimizde öyle ya da böyle bir karşılığı olan duyguların izlerini rahatlıkla sürebileceğimiz bir albümle geliyor Ryan Adams. “Do You Still Love Me?” gibi 'beni hala seviyor musun?' sorusunu soran çok güçlü bir şarkı albümün tonunu da belirliyor. Sert gitarları da akustik baskın anları da dengeli, müzikten çok keyif alan birinin şarkıları bunlar. Kendi plak şirketi, kendi kayıt stüdyosu, hastalığına rağmen konserlere devam edişiyle de ispatladığı üzere Ryan Adams bu işi seviyor, böyle soluk alıp veriyor. Karşılığını verip vermemek size kalmış. Bizim tavsiyemiz, vermeniz yönünde.

Ryan Adams'ın 'renkli' dünyasından notlar

- Country, folk ve nefis akustik baladlarla tanınan bir şarkıcı / şarkı yazarının bir gün 'gürültüsü' tam bir heavy metal albümüyle çıkageleceği pek öyle akla gelecek şey değildir. Fakat konu Ryan Adams olunca, böyle bir sürprizle karşılaşmak gayet olasıymış. Adams, 2010 yılında kapağını da kült metal grubu Voivod'dan Away adıyla tanınan Michel Langevin'in tasarladığı “Orion” adlı ve bilim-kurgu konseptli bir metal albümü çıkardı.

- Kendi dinleyici kitlesine pop yıldızlığı tarafıyla epey uzak kalan Taylor Swift'in “1984” adlı albümünü baştan sona, şarkıları kendi tahayyül ettiği versiyonlarıyla tekrar kaydetti.

- Oasis'in dillere destan hit'i “Wonderwall”u cover'ladı ve en büyük övgüyü grubun kızma biraderlerinden Noel Gallagher'dan aldı: “Ryan şarkıyı doğru anlayan yegane kişi”.

- Müzisyen Beth Orton, oyuncu Parker Posey gibi isimlere gönlünü kaptırdı, şarkıcı/oyuncu/ünlü Mandy Moore'la 6 yıl süren bir evlilik yaptı.

- Zaman zaman country müzikten nefret ettiğini söylese de, 2006'da country'nin yaşayan efsanesi Willie Nelson'la albüm yapma imkanı ortaya çıkınca kaçırmadı.

- İç kulak kaynaklı ve denge kaybı, işitme güçlüğü gibi sağlık sorunlarına yol açan Ménière hastalığı yüzünden müziği bırakma noktasına geldi. Müziğe devam kararı aldı ama konserlerinde hastalık tetiklenmesin diye önlemleri ihmal etmeden.

Hiç yorum yok: