13 Temmuz 2018 Cuma

Father John Misty - “God’s Favorite Customer” (Sub Pop Records)


Josh Tillman / J. Tillman / Father John Misty bunların hepsi aynı insan. Baştan bunu bir not düşelim, öyle devam edelim. Bay Tillman, Fleet Foxes’un asri zamanlara naif melodiler katan folk müziğinin kısa dönem parçasıydı, J. Tillman adıyla da sınırlı alaka gören şarkılar yaptı. 2010’lu yıllaraysa Father John Misty rumuzu altında gösterdiği müzikal faaliyetlerle sıkı bir iz bıraktı, bırakıyor. Albümleri indie camiasının hitap ettiği kulaklar kadar, genel anlamda güzel şarkılar dinlemek isteyen herkesi yakalayacak hissiyatta. Videoları izleniyor bol bol. Beyoncé’dir, Lady Gaga’dır beste talep ediyor kendisinden. Güzel zamanlar anlayacağınız Father John Misty için. ‘Tanrı’nın gözde müşterisi’ adını uygun gördüğü yeni albümü de pek istisna götürmüyor. “Sadece insanız (ve bu konuda kimsenin yapabileceği bir şey yok)” gibi sadece adından bile üzerine düşünülecek şarkılar yazıyor, Amerikan country-folk müziğinin büyük şarkı yazarlarını, bazen de Elton John gibi piyano ballad’ların piri isimleri anımsatıyor. Güzel söylüyor, güzel dinleniyor.

29 Mayıs 2018 Salı


Buralarda, bu topraklarda, bu Galli ekibi hep sevdik. Britanya’dan 90’larda teşrif eden müzikler arasında, geçirdikleri değişimle (ünlü olmaya baş koymuş punk/rock’n’roll çocuklardan muhalif pop rock insanlarına), yaşadıkları trajik kayıpla (Richey Edwards’ın ortadan kayboluşu), popüler müzik camiasının bir parçasıyken aynı zamanda Küba’da gönüllü konser verecek kadar o endüstrinin dışında olmalarıyla... Bunlar ve daha fazlasıyla hep aklımızda oldular, şarkıları da dilimizde, hafımızın bir köşesinde anımsanmayı bekler halde hazır bulundu. Melodik bir şarkı, kolayca akılda kalacak dizeler, bolca entelektüel gönderme, referans, selam ihtiva eden müzikleri belki artık nadiren sürpriz içeriyor. Nadiren eskisi kadar vurucu geliyor. Fakat bu onları asla daha değersiz, ‘modası geçmiş’ kılmıyor. Velhasılıkelam, bir kuşağın ‘Gal Kaplanı’ Tom Jones’u varsa, bambaşka bir kuşağın da Manics’i var. Sevgiler.


16 Nisan 2018 Pazartesi

Şebnem Ferah - “Parmak İzi” (Pasaj)


Yeni Şebnem Ferah şarkıları dinlemek neresinden bakarsanız bakın güzel şey. Hele ki son albümünde bu yana 5 sene geçmişse. Sesinin, bestelerinin, kısaca bileğinin hakkıyla kendine koskoca bir kariyer inşa etti Volvox günlerinden bu yana. Kendi imza vokal numaraları, şarkı sözleri, memleketin all star rock topluluğu misali bir grubu, kayıtta ona destek verenleri var. Bu ‘makine’ işledi mi önünde durabilmek mümkün değil. “Parmak İzi” de o ‘makine’nin tıkır tıkır işlediği bir albüm. “Şarkılar Yalan Söylemez”, “Vicdan” yıldırım davullu sert şarkılarla ‘metalci Şebo’yu, “Son Tango” gibi yıllar içinde oluşturduğu kitlenin tek tip olmadığının farkında Şebnem Ferah’ı, “Sözde Namus”la manifesto misali sözler zikrettiğini işiteceksiniz. “Koridor” gibi görkemli bir balad aklınızda hemen yere edecek. “Koyu” gibi 90’lı yılların Skunk Anansie patentli dev alternatif rock şarkılarını anımsatan bir kapanışla da albümü tekrar baştan sona dinlemek isteyeceksiniz. Prodüksiyon yine (ve haliyle) yüksek kaliteli. Kulaklıkla dinleyip detaylarında kaybolmak suretiyle büyük keyif alınan dinleme seanslarına açık. Her anlamda büyük bir albüm.


Seun Kuti & Egypt 80 - “Black Times” (Strut Records)


Afrika müziğinin mühim karakteri, (müzikal) aktivisti Fela Kuti’nin küçük oğlu Seun, babasının hayattayken birlikte çalıştığı son grup Egypt 80’le ilgiye gayet mazhar işler yapıyor. “Büyük resmin daha çok renge ihtiyacı var” düsturunu güden bu en taze albümü "Black Times", Carlos Santana ve Robert Glasper gibi konuklara da sahip. Dinleyelim oğul Kuti’yi.

29 Mart 2018 Perşembe

Ari Barokas - “Lafıma Gücenme” (Garaj)


Öncelikle Duman’ın bas gitaristi olarak tanıdığımız Ari Barokas’ın solo albümü “Lafıma Gücenme” bu ay dinlemeyi ıskalamak istemeyeceğiniz işlerden biri. Şarkılarında mahallenin hafiften külhanbeyi, görmüş geçirmiş afili abisi –hani suya sabuna dokunan laflar etmeyi keyifli bir sohbet esnasında gayet iyi beceren abilerden - kıvamında bir ton tutturmuş Barokas. Vokalinin Kaan Tangöze’yi fazla andırdığı anlar mevcut, ama bunca yıllık Duman faaliyetlerinden sonra, haliyle bunu doğal karşılıyorsunuz. Öte yandan albümün genel havasındaki akustik ağırlık, iyi çalınmış ve kaydedilmişlik, basit gibi duran şarkıların her birine ayrı ayrı özel ve güzel kimlikler katmış. Velhasılıkelam, güzel albüm.

27 Mart 2018 Salı

Son Lux - “Brighter Wounds” (City Slang)


3 Mart akşamı Garanti Caz Yeşili bünyesinde Salon İKSV sahnesinde de boy veren Ryan Lott yönetimindeki Los Angeleslı üçlü Son Lux’un beşinci albümü “Brighter Wounds”. Lott’un bir besteci olarak çocuğunun doğumu, yakın dostunun ölümü gibi hayat memat meseleleriyle yüzleştiği bir dönemin ürünü bestelerinden oluşuyor. Üçlünün minimal elektronik altyapılardan görkemli yaylı numaralarına uzanan synth baskın indie pop macerasında, dansa davet ederken bile hüzne sevk eden vokallerin de etkisiyle hakikaten ismi gibi yaraları parlatıyor albüm. Konseri kaçırdıysanız da albüme kulak kabartmak iyi gelecek. Ya da belki, daha doğrusu, iyi üzecek.

23 Mart 2018 Cuma

Dominique Fils-Aimé - “Nameless” (Ensoul)


Henüz ‘gayet iyi bildiğimiz’ isim mertebesine ulaşmamış bir ses ile hafta sonuna başlamak ister misiniz? Montreal, Kanada’dan bir ses, bizim O Ses Türkiye’nin Kanada versiyonunda yarı final görmüş, 1984 doğumlu Dominique Fils-Aimé’nin albümüyle mesela.
Aimé’nin caz, soul ve blues’u baz alan, Afrika kökenli Amerikalıların o zorla getirildikleri kıtadaki müzikal geçmişlerinden beslenen sade ve güçlü şarkıları var. Vokali müthiş ön planda tutan sade de bir prodüksiyona sahip albümünde altı adet kendi bestesi mevcut. İki adet de iyi bildiğimiz standart, “Strange Fruit” ve “Feeling Good”a getirilmiş Dominique Fils-Aimé yorumu içeriyor. Hani böyle, dinlediğiniz için size kendinizi özel hissettiren, bir şey başardığınızı hissettiren albümlerden.


20 Mart 2018 Salı

Guillaume Barraud Quartet - “Arcana: The Indo-Jazz” (Riverboat Records)



Erkan Oğur, Mısırlı Ahmet, Tony Gatlif gibi isimlerle çalışmış Fransız flütçü Guillame Barraud, quartet düzeneğinde caz estetiklerini vasıta bilerek kıtalar arası bir seyahat yapıyor, yolu Hindistan’a, Hint flütü bansuri’ye kadar uzanıyor.

18 Mart 2018 Pazar

Niklas Paschburg - “Oceanic” (7K!)


Müziği tanımlanırken derhal Nils Frahm ve Hauschka isimleri zikredilen Hamburglu besteci ve müzisyen ilk albümü “Oceanic”de klasik müzikten beslenen piyano melodilerini, gözünüz önünde film kareleri canlandıracak, uçsuz bucaksızlığı hissettirecek kompozisyonlara çeviriyor.Şu sıralar denk gelebileceğiniz en huzur verici maddelerden(!).

12 Mart 2018 Pazartesi

bi' nevi mecmua mixtape #02

Bi' nevi mecmua'nıın instagram hesabı şerefine ikinci bir 'mixtape' hazır ve nazır.