10 Mart 2017 Cuma

Kalbi istese de istemese de kırık


Ryan Adams dinler misin? 
“Everything I do (I Do It for You)” Bryan Adams mı? Hani “Summer of '69” falan, kim bilmez o şarkıları! 
Hayır, hayır R ile, Ryan Adams. Başında 'B' yok. 

Başından bu ya da buna benzer bir diyalog geçen müziksever sayısı hiç de az değil. Ryan Adams adı müzik dünyasının gündemine geldiğinden bu yana adeta klasik bir diyalog, standarda bağlamış bir çağrışım. Aralarında tek bir akrabalık olmamasına rağmen global ölçekte bir Bryan – Ryan benzerliğinden muzdarip olma hali. Ve tahmin edeceğiniz üzere bu isim andırışının cefasını çeken de 80'lere ve akabinde 90'lara hit'ler armağan eden kanadalı rock abisi Bryan Adams değil. Bizim Ryan. Bu satırlar Ryan hakkında olduğuna göre 'bizim Ryan' demekte de bir sakınca yoktur herhalde. Neyse efendim, bizim'in sizin'in lafı olmaz, devam edelim.

5 Mart 2017 Pazar

Şarkılar bir oyundur: Senin şarkın benim albümüm


İyi müzisyen takdirini adının hemen önüne iliştirmekte hiç çekinmeyeceğimiz Mick Harvey, artık gelenekselleştirdiği Serge Gainsbourg şarkılarına getirdiği yorumlardan oluşan albümlerinin bir yenisi daha kaydetti. Bu vesileyle, 'senin şarkıların benim albümüm' diyenleri, bir albümünü tamamen bir müzisyenin, grubun ya da bestecinin şarkılarına ayıran isimlerden bazılarını, mevzubahis albümleriyle birlikte hatırlamalı dedik.



Şarkılar bir oyun mudur? Ortaçgil öğretisinden bakarsak mevzuya, evet birer oyundur şarkılar. Ortaçgil şarkılarını başka sanatçılarımızın seslendirdiği o güzel saygı albümünü anımsarsınız, onun da adı Şarkılar Bir Oyundur'du. Yazan için, söyleyeyen için, çalan için birer oyun. Dinleyen için, hayatına o şarkıları katan için birer oyun şarkılar. Hayatımızın envai ânına eşlik eden şarkılar hem birer oyun, hem birer oyun arkadaşı. Şikayet etmeyi aklına getirmeden her ân bizim için orada olmayı başaran yoldaşlar. Şarkılar, aynı zamanda kuralları gayet esnek oyunlar. Sahibinin elinden, sesinden, enstrümanından çıktıktan sonra bambaşka hallere gelebilecek oyunlar. Özellikle de başka müzisyenlerin elinde, sesinde, enstrümanında. Ecnebilerden ithal kavram 'cover'la tanımladığımız, ya da bizde sıkça anlamını boşaltacak şekilde kullanılmasına rağmen mecburen (şimdi) zikredeceğimiz 'yorumlamak', şarkılara dair oyunların, yeni yeni oyunlara kapı açmaya en teşne cinsi. Bir şarkının başka başka isimlerin müzikal yaklaşımı kaptanlığında rezil de vezir de olacağı coğrafyalara yol alışına hemen her gün şahit oluyor kulaklarımız.

2 Mart 2017 Perşembe

Caro Emerald - “Deleted Scenes from the Cutting Room Floor: Acoustic Sessions” (Grandmono Records)


Çok başarılı bir işin suyunu, hatta suyunun suyunu çıkararak hem kendine, hem de onu 2010'da çıkan albümü “Deleted Scenes from the Cutting Room Floor”la bağrına basan dinleyicilere haksızlık ediyor Hollandalı şarkıcı. Bu kez de karşımıza akustik versiyonlarıyla gelmiş mevzubahis albümün. Daha iyi olabilecek bir kariyerin yerinde saymasına tanık oluyoruz.

Rick Wakeman - “Piano Portraits” (Write Notes)

Klasik müziğin piyano estetiklerine göre yorumlanmış pop ve rock hit'leri ihtiva eden albümler sık sık karşımıza çıkar. Bu ay karşımıza çıkan örnekse iki dünyanın, klasik müzik ve rock'ın arasına köprü kuran 'baba'lardan: Progresif rock'ın kitabının başyazarlarından Yes'le yaptığı albümler, solo çalışmaları derken saygıda kusur edilmemeyi garantiye almış Rick Wakeman. 67 yaşındaki İngiliz üstat, hem bizzat zamanında kendisinin de dahil olduğu şarkılardan (mesela Bowie'den “Life on Mars?”) seçtiklerini, hem de duyar duymaz tanıyacağınız şarkıları kendi 'solo piyano' tedrisatından geçirmiş.

Julie Byrne - “Not Even Happiness” (Basin Rock)

Tane tane, usul usul söylenmiş, duygusu, en başta da hüznü, anında dinleyiciye geçen şarkılar besteleyip söylüyor Julie Bryne. Kadın şarkıcı / şarkı yazarı kategorisinin, dinlerken gözünüzün önünde siyah-beyaz karelerin belirdiği, doğallık, samimiyet, içtenlik gibi has insani meziyetleri hissettiren şarkılarla gönül fetheden kanadından. Önceki kayıtlarıyla sınırlı bir çevrede tanınan Julie Byrne, “Not Even Happiness”le kesinlikle daha çok hüzünperver kulağa ulaşacak.

https://juliembyrne.bandcamp.com

1 Mart 2017 Çarşamba

El Topo - “Ye'cüc Me'cüc” (Kare)


El Topo denince aklınıza sadece Jodorowsky filmi mi geliyor? Durun. Eğer kabul ederseniz, artık El Topo denildiğinde aklınıza bir de İstanbul'da faaliyet gösteren bu takdire şayan, teknik kabiliyeti yüksek, progresif ve ekstrem müzik kıyılarından duraklara uğramakta mahir grubumuz da gelsin. Zira ikinci kısa albümleri “Ye'cüc Me'cüc”le dünyanın her köşesinden sert gitarlar, değişken ritimler, içine girmesi biraz mesai isteyen müziklere meraklı kulaklara rahatlıkla mest edecek, -kendi tabirleriyle- 'çirkin gürültüler' çıkartıyorlar.

Hedonutopia - “Ucube Dizayn” (Dokuz Sekiz Müzik)


Uzun zamandır müzik yapan fakat albüm formatında ilk işini ancak bitirdiğimiz senenin son düzlüğünde çıkartan dört kişilik bir memleketimiz grubu Hedonutopia. “Ucube Dizayn” melankolik bir albüm. Efektlerle havada süzülür hallere bürünmüş gitarları tane tane elektronik dokunuşlarla destekliyorlar. Shoegaze ve post-punk aromasını hemen alıyor kulaklarımız. Vokalleri de diğer herhangi bir enstrüman gibi şarkıların bütününe yediriş şekilleri dikkat çekici. 'Avrupai' ama bir yandan da gayet bizden bir albüm.


25 Şubat 2017 Cumartesi

BROOKZILL! - "Throwback to the Future"


“Throwback to the Future” başlığıyla New York usulü hip hop estetikleriyle Brezilya müziğini bir araya getiren BROOKZILL!, el altında bulunmasını isteyeceğiniz albümlerden birini yapmış. Prince Paul, Ladybug Mecca, Rodrigo Brandão ve prodüktör Don Newkirk'ten mürekkep BROOKZILL!. Fakat bolca dış yardım almış bu dörtlü. Featuring hanesi bir hayli kabarık. 10 sene evvel Prince Paul'un Brezilya topraklarına yaptığı seyahatle aklına düşen proje, meyvesini 2016'da vermiş. Ortaya hem elde envai renkte içecekle boy gösterilen şıkır şıkır ortamlara, hem de kulaklığınızdan dinlemek suretiyle şahsi zihin içi partilerinize eşlik edecek bir albüm çıkmış.

 

Lee Fields & The Expressions - "Special Night" (Big Crown Records)


Şu sıralar, günümüzde (günümüze uygun) kaydedilmiş ama klasik prodüksiyonların en has özelliklerine sahip, soul'u, funk'ı tam bir albümle kulaklarınızın haşır neşir olmasını arzu ederseniz, mutlaka müzik dinleme kaynağınızdan Lee Fields & The Expressions'ın “Special Night”ı aratınız. Ya da hiç kalkmayın, şuraya bir tane dinleme kaynağı iliştirsin bi' nevi mecmua.


20 Şubat 2017 Pazartesi

LP - “Lost On You” (Yeni Dünya Müzik)


Jimi Hendrix'in hikayesini hatırlarsınız, ülkesi ABD'de değil de önce İngiltere'de üne kavuşur elektrikli gitarın nasıl çalınacağını öğreten usta. Zira o tarihlerde İngiltere'nin kulakları onun müziğine daha açıktır. LP adıyla bu yıl mutlak suretle bir yerlerde dinlediğiniz Laura Pergolizzi için de benzer bir durum söz konusu. Amerika'da da değil de Avrupa'da, bizim de dahil olduğumuz Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde üne kavuştu “Lost On You” şarkısıyla. Özellikle de Yunanistan ve İtalya'da. Telefonlarımızdaki 'bu çalan ne?' uygulaması Shazam'da en çok aratılan şarkılardan biri “Lost On You”. Şarkıyla aynı adı taşıyan bu albümse, bir çeşit toplama albüm. LP'nin “Lost On You “ başarısı sonrasında atacağı albüm bazlı adıma dek dinlememiz üzere daha önce yayımlanan şarkılarından oluşuyor. İyi bir ses, merak uyandıran bir karakter ve ayakları rock'a basan iyi pop şarkıları.